söz, sesle karıştı: çığlık doğdu
‘’bu yeryüzünde insan, şairane mukimdir.’’ (hölderlin) şiir, bir kez vuzuh olup bir vücuda büründükten sonra onu kuşanan dizgelere aitliğini yitirir. bir yılkı, bir küheylân gibi başıboş gezinir yol ile yol olanların dimağında. bu çağlar arşınlayış ontolojik bir buhran yaratır, keşmekeşe sebep olur. gerçekliğin alt üst edilmesidir çünkü şiir; üretilen Gerçeklik ’lere bir başkaldırıdır, anayasanın ihlâlidir. yan yana yürür felsefe ve şiir, birbirlerine içkindirler. yine de şiir, felsefeyi daha çok ihtiva etmektedir. bundan ötürü sürgün eder platon şairleri callipolis’ten. statükosunun poetik bir savaş vasıtasıyla sarsılacağını bilir. çünkü şairler, alışılagelmişi yıkmakla yükümlüdürler. bu savaşın ayân kılınmadığı bir düzlemde kendini gerçekleştiren şiirler, hâkim paradigmaların ve ideolojilerin açık ya da örtük birer sözcüsü olmaktan öteye gidemezler. bu yaşandığı, yani şiirler kendi episteme’ lerini üretemediği, kendi oluş hâllerini kendi-iç...