Düşbozumu Balladı (Şiir)


bir düşbozumuydu gittiğinde
ellerinde çocuk yaprakların onulmaz kederi
göğsünde eksik şairlerin tragedyası
üşüyorum sevgilim, gülüşüne vur sevdamızı
vur ki sana gelecekten söz edeyim,
karanfil yüklü günlerimizden
vur ki istanbul’da açacağımız sahaftan sonra,
el ele koşacağımız kızıl düşlerden…
dağılmış bir gök gibiyim şimdilerde sevgilim,
tüm yaprakları koparılmış çiçekler gibiyim
ne aşkı unutmak mümkün ne örselemek onu
dar sokaklardan gazel biçmiş şehirler gibiyim

bana zamandan bahsediyor bilgiçliğin tanrıları
zamanın seni de alıp sürükleyeceğinden bahsediyorlar
bilmiyorlar oysa takvimlerimin sana kurulduğunu
bilmiyorlar sevgimin kanağacında durulduğunu
resmine baktığımda diniyor göğsümü sıkıştıran boşluk
hüzne devşirdiğim çiçekler kardelen olup açıveriyor
bilmiyor tanrılar gülüşünü yüreğimde uyuttuğumu

her sabah seni anlatıyor artık gazeteler
koskoca bir kâinat çarpışıyor seni yinelemek için
koskoca şiirlerin kapısı sana çıkıyor

onlar da sanıyor ki zamanla geçiyor susuştuklarımız
zamanla yamanıyor yürek örselenmiş şafaklarda
           oysa ne ben doluyorum benden içre buğularda
           ne sen benden eksiliyorsun.

aylar geçiyor sevgilim,
yıllar da geçecek belki, düşler geçecek
takvimlere aşk atılacak çentik sanılıp eğri büğrü
sen geçmeyeceksin şiirlerimden.

şimdi gelsen,
öpsen aşkı budanmış ağaçlarımdan
sana yine ilkyaz olurum.
sevda açar yapraklarım çiçeklenmiş kelepçelerde
yıldız açar salkım saçak, sen açar, istanbul açar
şimdi gelsen – ki ben de biliyorum gelmeyeceğini
bir şair çarmıhlarını kırıp hülyalar saçar

bir düşbozumuydu gittiğinde
ellerinde çocuk yaprakların onulmaz kederi
göğsünde eksik şairlerin tragedyası
üşüyorum sevgilim, istanbul’a vur sevdamızı…

                                                                                                                                  nisan, ‘22







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Muhalefete Dönük Saldırılar, Paramiliter Yapılanmalar...

Doğa ve İnsan İlişkisi Bağlamında Yabancılaşma

Gençlik Kavganın Neresinde? Devrim Yolunda İdeolojik Mücadele Ve Devrimci Şiddet

Alacakaranlıktaki Ülkemize Bir Bakış | ''Öyle mi Erdoğan?''

Maraş Katliamı (19-26 Aralık 1978)